Makaleleri

Aile İçi İletişim ve Huzur

01/10/2017

Öncelikle şunu kavramalıyız ki, evlilik bağı ile birbirimize bağlı olsak da farklıyız. Bazı konularda farklı düşünebiliriz. Farklılıkların oluştuğu yerde, zıtlaşma yerine anlaşma esas alınmalıdır. Ortak bir buluşma noktasına gelinceye kadar birlikteliklerimizi öne çıkarmalıyız.

Problemlerinizi birlikte konuşarak çözün. Başınız sıkıştığında ailelerinize koşmak yerine, onlardan güç alıp kendi çözümünüzü üretin. Aileler son çare olarak görülmelidir. Tartışmaların hakemi Kur’an ve Sünneti Rasûlillah (sav) olursa; evimiz o zaman “Dâru’s Selam” olur.

Hayatta hiçbir duygu ilk günkü verdiği hazzı sürekli vermemektedir. Zamanla duygu ve ilişkiler eskiyor, zayıflıyor. Evlilik hayatımızın ilk yıllarında yaşadığımız mutluluk, yıllar geçince ivme kaybediyor. Eşyanın tabiatı gereği, her şey olduğu gibi sabit kalmıyor. Peygamberimiz,“Elbiselerinizin eskidiği gibi imanınız da eskir. Allah’ı zikrederek yenileyin.” buyurarak, eskime ve monotonlaşmanın imani hayatımızda bile olacağını belirttiğine göre, evliliğin monotonlaşması gayet normaldir. Bunu aşmak mümkündür ve bu da Allah’ın izniyle eşlerin elindedir.

Öncelikle şunu kavramalıyız ki, evlilik bağı ile birbirimize bağlı olsak da farklıyız. Bazı konularda farklı düşünebiliriz. Farklılıkların oluştuğu yerde, zıtlaşma yerine anlaşma esas alınmalıdır. Ortak bir buluşma noktasına gelinceye kadar birlikteliklerimizi öne çıkarmalıyız.

Böyle bir anlayışla olaya yaklaştığımızda, sevgi, saygı ile tanışıp evlenmemiz ve bu evliliğin ürünü çocuklarımız gündemimizi dolduracaktır.

Doğal olarak her aile, mutlu olmak ister. Bunun için de birbirlerinin dilini iyi anlamaları gerekir. Hoşlanıp nefret ettiklerini de tespit etmeleri lazımdır. Sözlü iltifat ve takdirler sevgiyi güçlendirir.

Hataların tamirinde sevgi öne çıkarsa mutluluk gölgelenmez. Çünkü sevgi, hataların kaydını tutmaz. Hatalının hatasını kullanmak yerine af yolunu seçelim.

Evliliğimizin ilk günkü tazeliğinde kalabilmesi için zamanla yanlış söz ve davranışlarla kirlettiğimiz evlilik hayatımızı güzel söz ve davranışlarla hep zinde tutmamız gerekir.

Eşimizin bazı davranışlarından hoşlanmıyor olabiliriz. Bunu surat asıp, hırçınlaşarak anlatmayalım. Ondan ne beklediğimizi, nasıl davranmasını istediğimizi açıkça söylersek en azından nasıl olması gerektiğini anlar. Ona göre tavırlarına çeki düzen verir. Eşler birbirlerinin bu kabil arzu ve isteklerini anlayışla karşılamalı, yersiz direnişlere, inatlaşmalara girilmemelidir.

Her tartışma, mutluluğa zarar vermemelidir. Tartışmanın aşamalarında maksadı aşan ifadeler kullanmayalım. Eşler arasındaki tartışmalar yaz yağmuru gibidir. Birden gök gürler, şimşekler çakar, yağmur damlalarının arkasından güneş açar ve yeryüzünde güzel bir toprak kokusu oluşur. Kısaca evimiz; öfke yeri değil, esenlik yeri; isyan evi değil, insan evi olmalıdır.

Özellikle eşimizin çevresiyle konuşurken eşimizi şikâyet etmeyelim. Eşimizi övelim, hatalarını değil, iyiliklerini anlatalım. “Eşleriniz sizin için birer elbise, sizler de onlar için birer elbise gibisiniz.” (Bakara, 2/187)

Problemlerinizi birlikte konuşarak çözün. Başınız sıkıştığında ailelerinize koşmak yerine, onlardan güç alıp kendi çözümünüzü üretin. Aileler son çare olarak görülmelidir. Tartışmaların hakemi Kur’an ve Sünneti Rasûlillah (sav) olursa; evimiz o zaman “Dâru’s Selam” olur.

Her insanın olumsuz birtakım yönleri vardır. Olumsuzda odaklanıp da eşimizin güzel hasletlerini yok saymayalım. Bu, ağaca takılıp da koskoca bir ormanı görememek gibi bir şey olur.
Allah (cc) “... O kadınlarla iyi geçinin. Eğer onlardan hoşlanmazsanız bilin ki, Allah’ın, hakkınızda çok hayırlı kılacağı bir şeyden de hoşlanmamış olabilirsiniz” (Nisa, 4/19) ayetinde, Rasulullah’ın da “Eşinizin bir huyunu beğenmiyorsanız, beğendiğiniz huylarına bakın.” buyruğunda belirtildiği gibi, eşimizde mutlaka beğeneceğimiz birçok güzellikler bulabiliriz. Bardağın boş tarafını görmeden dolu tarafını gündemde tutup “Allah evlerinizin bir kısmını sizin için bir huzur ve sükûn yeri yaptı.” (Nahl, 16/80) ayeti gereği yuvamızı huzur kaynağı haline getirmeliyiz.

İletişim aletlerinin zirve yaptığı çağımızda, iletişimsizlik son noktaya gelmiş durumda. Eline aldığı cep telefonu ile özel dünyasına giren insanımız, yanı başında oturan insanın bile farkında değil. Bu hal evlilik hayatına da yansımış maalesef. Her şeye rağmen, “hatırlatma görevi” bizzat Rabbimizden geldiği için, biz de ailenin fertleri arasında olması gereken iletişimlerden bazı somut ve uygulanabilir örnekler vermek istiyoruz.

Önce Eşler arasındaki iletişimden örnekler:

- Neyi kastettiğinizi tam olarak hissettirin. Yanlış anlamaya fırsat vermeyin.

  • Uygun zamanda birbirinizi kırmadan problemi konuşun, tartışın, çare arayın, duyarsız davranmayın.
  • Muhatabı yani eşinizi dinleyin, onu dinlemeden karar vermeyin.
  • Söz ve davranışlarınızı beden dilini kullanarak etkileyici hale getirin.
  • Bir şey isterken mümkünse emir kipi kullanmayın, rica edin.
  • Duygularınızı kontrol altına alın, öfke kontrolü yapın.
  • Anlayışlı olmaya gayret edin ve dürüst olun.
  • Ara sıra şaka yapmaktan vazgeçmeyin
  • Söz ve davranışlarınız net ve açık mesajlar versin.
  • Uzun vadeli ve kalıcı mutlulukları, kısa vadeli ve geçici mutluluklara feda etmeyin.
  • Aile bireyleri olarak söz, davranış ve düşüncelerimizden sorumluyuz, yükü başkalarına atmayalım.
  • Ailemizde doğru bildiklerimizi doğru üslupla doğru zamanda söyleyelim. Yanlış zaman, mekân ve lisan iletişimi engeller. Unutmayalım ki ne söylediğimiz kadar nasıl söylediğimiz de önemlidir.

Anne-baba ile çocukların iletişimi:

Anne babanın ve ailedeki diğer fertlerin çocukla olan iletişimi çocuğun, aile içindeki yerini belirler. Çocuğa yöneltilen davranış ve ona karşı takınılan tavır, ilk yaşlarda büyük önem taşır. Sosyal uyum üzerindeki çalışmalar ailenin çocuk üzerindeki etkilerinin önemli olduğunu kanıtlamıştır. Evlerinde yakın bir ilgi, sevgi ve hoşgörü ile karşılanan çocuklar; en etkin, özgür ve arkadaşlarıyla ilişkilerinde en başarılı çocuklar olurlar.

Anne baba ve çocuklar arasındaki etkili iletişim:

  1. Çocukların bedenen ve ruhen gelişmesi için uygun ortam oluşturur.
  2. Çocuklarda özgüveni oluşturur ve kişiliklerinin gelişmesini sağlar.
  3. Çocukların düşünce ve duygularını rahat açıklama özgürlük ve alışkanlığı kazanmalarını sağlarlar.

Elinden tuttuğumuz çocuklarımızın gönülleri de ellerimizde olmalıdır. Çocukla duygusal bir ilişkiye girebilmek için fiziksel temasa ihtiyaç vardır. Oyunlarına katılıp, hüzün ve sevinçlerini paylaşmaya varıncaya kadar onlara zaman ayrılmalı. Dil ile ifade edilen sevgi, icraatla ortaya konulmalıdır. Efendimizin uygulamaları örnek alınmalı. O’nun çocukları, torunları ve ümmetin çocuklarıyla ilgilenmesi, ziyaret etmesi ve hediye verme örnekleri vardır.

İletişimde dikkat edilmesi gerekenler; sertlik, kabalık, ilgisizlik, sevgisizlik, şımarıklık, duygusuzluk, empati yapmamak, sempatik olmamak gibi yanlışlıklardan uzak durulmalıdır.

Çocukları sabırla dinleyip ilgilenmeli onları sevgiyle beslemeli, güzel örnek olarak hayata hazırlamalıdır.

Çocuğun aile yapısı, sosyo-ekonomik ve sosyo-kültürel düzeyi, onun ilk sosyal deneyimlerini, toplumsal gelişimini etkilemektedir. Onun için anne-baba ve çocuk iletişimi ve ilişkisi son derece önemlidir.

İslam’a göre çocukların topluma kazandırılması ve toplumla iletişimi için; Camiye gitme ve cemaate katılma, hayır yapma, umre ve hac ziyaretleri, sohbet ve ilim meclislerine katılma tavsiyelerinden istifade edilmelidir.

Kardeşler; anne-babalarından sonra birbirlerine en çok bağlı, birbirlerini gözeten, hüzün ve sevinçlerini beraber paylaşan, ortak hareket eden insanlardır.

Kan bağıyla birbirlerine sıkı sıkıya bağlı olan kardeşler arasında iletişim kopukluğu olmamalı ve kardeşlik bağları en güzel şekilde güçlendirilerek devam ettirilmeli. Kardeşler arası iletişim ve ilişkinin en iyi şekilde sürdürülmesi de Allah’ın emridir. Bu gerçekleşince; Allah’ın ve anne-babanın rızası kazanılacaktır.

Eğer sorunlar olursa bunlar konuşarak düzeltilmeli, kardeş oldukları unutulmamalı ve kardeşlerin birbirlerine karşı sorumlulukları olduğu düşünülmelidir.

Ebeveyn, kardeşler arasında büyük küçük, kız erkek gibi ayrımcılık yaparak, kardeş iletişimini bozmamalıdır.

Aile büyükleri ile çocuklar arasında iletişim vardır. Aile büyükleri torunlarını sever ve sevgilerini bazen harçlık vererek, gezdirip ilgilenerek, yardım ederek gösterirler. Bunu hiçbir karşılık beklemeden yaparlar.

Çocukların aile büyüklerine karşı davranışları; onları sevip saymak, kalplerini kırmamak, onlar ileri yaşlara ulaşınca da ellerinden geldiğince ziyaret etmek, ihtiyaçlarını karşılamak ve hatırlarını sorup dualarını almaktır.

Bütün bunlar ailenin bütün fertleri arasındaki iletişimi güçlendirerek haneleri huzurla doldurur.

Evlerimizin dünya ve ahiret mutluluğunun kazanıldığı mekânlar olması duasıyla...