Makaleleri

Alimin Kıyamı Alemin Kıyamıdır

01/04/2019

Kıyam; ayağa kalkmak, ayakta durmak demektir. 

İlk tekbiriyle huzura kabul edilen ve miraç yolculuğuna başlayan Müslümanın önemli bir vaziyeti de kıyam halidir.

Kıyam, Müslümanın hayatında büyük bir yer tutar. Yine kıyamın Müslüman’ın hayatında yerli yerince düzene konulması lazımdır. Kur'an-ı Kerim’de "Kalk" emri ile başlayan iki suremiz vardır. Müzzemmil ve Müddessir sureleri... Her iki surenin ilk ayetleri Müslüman insanı, kıyama davet eder. Peygamberimizden sonra tüm Müslümanlar bu iki emre muhataptır. "Kalk, kalk..."

Birinci kalkışı, birinci kıyamı; Müslüman’ın ruhi dünyasıyladır. Bu kalkış yatağından, şiltesinden, uykusundan, rahatlığından uzaklaşmasına davet çıkaran bir kıyamdır. Kıyamu'l Leyl'dir. Gece kıyamıdır.

Gece kalkarak Rabbimizin Kitabı'nı okuyup, O'ndan emir ve talimatlar alan Müslüman insan, Müddessir süresiyle gündüz bu talimatları yerine getirmenin mücadelesini verecektir.

Birinci kalkış, insanın kendisine kıyamıdır. Tembelliğine, sabırsızlığına, aceleciliğine kıyam etmesidir. Ruhun nefse kıyamıdır diyebiliriz, insanda olan tüm iyiliklerin, kötülüklerine kıyamıdır diyebiliriz. Müslüman insan gece kıyamı ile kendisinde olan şerleri, kötülükleri denetim ve kontrol altına alma gücüne kavuşur.

Gündüz kıyamı ise; kendisini taşan ve muhataplarına gitmesini emreden bir kıyamdır. Ailesine, anne ve babasına, akrabasına, komşusuna, mahallesine, çevresine karşı kıyamıdır. Dini anlatmak için, gece öğrendiklerini gündüz öğretmek için kalkar.

Bir taraftan şeytana ve yetmiş şeytan gücünde olan nefse muhalefet etmek, beri tarafta Hz. Âdem’den günümüze kadar gelmiş geçmiş olan kıyamsızlara, namazsızlara kıyam etmek, bâtılın ve tagutun karşısında dipdiri, canlı ve hareketli olmayı sağlar.

Namaz kılan Müslüman, namazındaki bu kıyamını gerçekleştirerek, kendisinden beklenen ve istenen kıyamına hazırlık yapar. Etrafında olup bitenleri görmek ve tedbir almak için kıyamda durmak gerekir. Mazlumun hakkını zalimden almak için kıyamda olmak gerekir. Müstekbirlerin değil, ezilen insanların safında olmanın yolu kıyamdan geçer.

Bütün bunlar bir, bir buçuk metrekarelik seccade üzerinde düşünülen ve tekrarlanan güzelliklerdir, iyi düşüncelerdir. İşte bu düşüncelerdir ki Müslüman insanı seccadesinden taşırır. Secdesinin bittiği yerde hizmet cephesi açılmıştır, hizmet kıyamı başlar.

Bu haliyle kâinatta ne kadar dağ, tepe varsa onların kıyam halini, Müslüman insan namazındaki kıyamına taşımıştır. Sevap olarak da onların kıyam sevabını alma hakkını elde etmiştir. Metafizik hüviyete sahip olan dağların, taşların, ağaçların, kuşların, balıkların tespih, zikir ve ibadetlerinin sevaplarını Rabbimiz; kıyam ehline, secde ehline, yani kıble ehline taksim edecektir.

Namaz ibadetindeki kıyamın Müslüman öyle hazzında, feyzinde olur ki bu hal anlatılamaz, ancak yaşanır. Ellerini bağlamıştır Müslüman. İster göbeğinin üzerine, ister yukarısına. Ellerin bağlandığı yer, bir noktada vücudun hareketlerinin kaynak olduğu yerdir. Orada mide vardır. Haram lokmaların girmesiyle tüm vücut uzuvlarının yanlış yere kullanılmasına sebep olan mide...

Faizle, kumarla, rüşvetle, hile ve hırsızlıklarla, haksızlıklarla kazanılıp yenilen ve bu haramlarla oluşan damarlardaki pis kanı nasıl temizleyeceğiz? İşte namaz kıyamındaki el bağlanan yerin önemi büyüktür. Müslüman insan, elleriyle tutmuş olduğu alana haram lokmaların girmemesi talebinde bulunur.

Müslüman Hanım ise daha yukarıya elini koyar; göğsünün üzerine koyar. Dünyaya getirdiği ve getireceği yavrularının rızık deposunun muslukları vardır orada. Çocuğuna bir tek yudum sütün haram şekliyle girmesini istemez Müslüman Hanım.

Kıyamdaki el bağlayış sadece ve sadece Allah içindir. Allah'ın dışındaki hiçbir yetkiliye, hiçbir varlığa el bağlanmaz. Bağlanırsa Allah'ın hakkına tecavüz edilmiş olur. Bu bağlayışta niyetler iyi de olsa, el bağlanan şahıs dünyanın en büyük âlimi de olsa yine el bağlanmaz. El bağlama vaziyeti sadece namaz ibadetinde ve Allah içindir. Tabiri caizse “De ki: Benim namazım, (her türlü) ibadetim, hayatım ve ölümüm, hepsi âlemlerin rabbi olan Allah içindir.” (En'âm, 6/162) der Müslüman.

Güzel bir niyet, daha sonra dünya insanlarını çılgına döndüren bir tekbir ve en sonunda ise onurlu bir bekleyiş, bir kıyam...

“ Ey örtüsüne bürünen! Kalk ve uyar! Sadece rabbinin büyüklüğünü dile getir. Elbiseni tertemiz tut. Her türlü pislikten uzak dur.” (Müddessir, 74/1-5) Duracak vaktin yok Müslüman; Kalk.

Değerli kardeşlerim; unutmayalım ki namaz ve kıyam bütün peygamberlerimizin değişmeyen temel gündemiydi.

Âlimlerimiz gündemlerine kıyamı aldıkları gün, İslam âlemi de kıyama kalkacaktır.