Makaleleri

Cumhur Başkanımıza ve Aynı Yolun Yolcularına İthaf (Armağan) Ediyorum…

01/02/2018

Bir damla su idik. O suyun:

Ne kulağı vardı, ne de ayağı,

Ne saçı vardı, ne de gözleri,

Ne ciğeri vardı, ne de böbreği,

Ne derisi vardı, ne de kemiği, kası, siniri,

 

O sadece bir damla suydu… Bir tek damla...

 

O bir damla suyun cinsi, cibilliyeti de bilinmiyordu:

Erkek miydi, kadın mıydı?

Esmer miydi, beyaz mıydı?

Kısa boylu muydu, uzun boylu mu?

Zayıf mıydı, şişman mıydı?

 

Bilemezdik, çünkü görülen sadece bir damla suydu…

 

Yine o bir damla suyun hüviyetini de bilmiyorduk:

Hangi ırktandı, hangi renktendi?

Hangi dile sahipti, hangi kelâmı konuşacaktı?

Ne şeklini görebiliyorduk, ne de vasfını.

Netice olarak o bir damla suydu.

 

O bir damla suyun hangi inanca sahip olduğunu da bilemiyorduk:

Kâfir miydi, mümin mi?

Fasık mıydı, fâcir miydi?

Müşrik miydi, münafık mı?

Her ne kadar akide kimliğini tayin etmeye yetkimiz olmasa bile, o bir damla suyu bir sıfat bekliyordu.

 

Bir damla suya baktıkça neler düşünmüyorduk ki?

Gün gelecek, ya iman edecek, ya da inkâr edecekti.

Ya kemalist olacaktı ya da ateist.

Ya sosyalist olacak, ya da faşist.

Ya da dört başı mamur bir Müslüman olacak.

Ama mutlaka olacaktı. Kaçınılmaz bir sondu bu...

 

Kim bilirdi ki bir damla suyun:

Zengin mi olacağını, fakir mi olacağını,

Cömert mi olacağını, cimri mi olacağını,

Âdil olarak mı yoksa zalim olarak mı yaşayacağını, evet kim bilebilirdi…

Bu neticeleri kim tespit edebilirdi?

 

 

O sadece bir damla erlik suyu idi. O bir damla su gün gelecek:

Ya ıslah edecek toplumu, ya da tahrip edecek,

Ya tamir edecek, ya da tahrip edecek,

Ya dini tebliğ edenlerden olacak, ya da tebliğe karşı çıkacak,

Gün gelecek ya Allah diyecek, ya da tâğut diyecek...

Mutlaka bunlardan biri olacaktı.

 

O bir damla erlik suyu zamanla gelişecek, büyüyecek, sosyal, siyasî, hüviyetiyle:

Ya Kâbe diyecek, ya Vatikan,

Ya İslam diyecek, ya Cahiliye,

Ya Asya diyecek, ya Avrupa...

Ya toplumun hakkına saygılı olacak, ya da yaman bir hırsız,

Ya nikâh diyecek, ya da flört ve zina,

Ya helal kazanç diyecek, ya da faiz.

 

İşte o bir damla erlik suyu, kavşak noktasına geldiğinde, kesin bir tercih yapacak ve hayata ilk adımını atacak. Bekliyoruz şimdi. Adımını kim için ve kime atacak?

 

O bir damla suyu, Rabbimiz, erkek ve kadının bünyesinden çıkaracak.[1]

Daha sonra emin olan bir karargâha yerleştirecek.[2]

O karargâhta bir damla suyu aşılanmış yumurta haline dönüştürecek, sonra bir parça et haline çevirecek, o eti kemiklere dönüştürecek, tekrar kemiklere et giydirecek, daha sonra güzel bir yaratılışla onu insan haline getirecek.[3]

 

O bir damla suyu yaratan, yaratıcı öyle buyuruyordu:

“Allah, her canlıyı sudan yarattı…”[4]

“Sudan (meniden) bir insan yarattı.”[5]

“İnsan, atılan bir sudan yaratıldı…”[6]

“Biz, insanı en güzel biçimde yarattık.”[7]

 

O bir damla su merhale merhale ilerliyor ve insan olarak ortaya çıkıyordu.

Evet o bir damla su artık insandı. Kadın veya erkek olarak insandı o...

Bir damla suyu, insan olarak insanlığın arasına katan yüce yaratıcı, yarattığı insanın iyiliğini, hayrını istiyordu. Onun için, yaşaması için, yaratıcısına itaat etmesi için neler yapmamıştı ki?

- Yeryüzünün tamamını ve gökteki olan her şeyi onun emrine vermişti.

- İnsanın aklına rehberlik yapması için, kitabı olan Kur’an-ı Kerim'ini, kulunun eline tutuşturmuştu.

- Yabancı ellerin, yabancı fikirlerin, ideolojilerin, batıl düzen ve sistemlerin ağına düşmemesi için neler yapmıştı:

İnsanın göğsünde iki kalp yaratmamıştı. İkiyüzlü olmaması için, çift standartlı yaşamaması için ona bir tek kalp verdi.[8]

Yarattığı insanına güvendiğinin, itimat ettiğinin alameti olarak, ona yeryüzünü teslim etmiş,[9] buna ilaveten kitabını da vermişti.

Yeryüzünde başıboş gezmesine razı olmamış, onu iki temel vazifeye davet ederek, görevini açıklamıştı.[10]

Bu güzel varlığı tüm nimetleriyle kuşatmış olan Rabbimiz, ondan sadece ve sadece iki şey istemişti, sadece iki şey. “İnan ve inancını yaşa.”[11]

Kulunun görevini yalnızca yeryüzü ile sınırlamamış, gökyüzünden de mesul tutmuştur onu. Çünkü O, gökyüzünün de ilahıydı.[12]

Bir damla suyu, insan haline getiren Rabbimiz, kulunun ayağının tökezlememesi, yürüyüşünde yabancı yollara kaymaması için bir takım irşatlarda ve tembihlerde de bulunmuştu:

Rab ve ilah olarak ancak Allah'a iman etmeyi şart koşmuştu.[13]

Yaşanacak din olarak sadece İslâm'ı kabul etmişti.[14]

Yol olarak Sırat-ı Müstakimden başkasına razı olmamıştı.[15]

Bu yolculukta tek rehberin Hz. Muhammed olmasını emretmişti.[16]

Yolda yürüyecek yolcuların da kimliklerine dikkat çekmiş ve dinde kardeş olanların, ancak müminler olduğunu açıklamıştı.[17]

İslam ümmetinden başka kalabalıklara tenezzül etmememizi istemişti.[18]

Talimat ve direktiflerin alınacağı merciin, sadece kendisi ve elçisi olabileceğini tembih etmişti.[19]

En sonunda da:

“Kime kulluk edilir?

Niçin kulluk edilir?

Nasıl kulluk edilir?

Nerede kulluk edilir?

Kimlerle kulluk edilir?” suallerinin cevabını almak için, kullarını kitabına, Kuranına davet etmişti.

Bir damla sudan meydana gelen insan, eğer yukarıdaki talimatlara, uyarılara, ikazlara dikkat eder ve üzerine düşeni yaparsa netice ne olur? Yani kendisini yaratan Rabbine ortak tutmadan yaşar, ibadet ve taat dünyasını yalnızca Rabbine kaydırırsa kulun alacağı netice ne olacak dersiniz? Yine bunun cevabını bir damla sudan insanı yaratan Rabbimiz verir:

“Allah, sizlerden iman edip iyi davranışlarda bulunanlara:

1. Kendilerinden öncekileri sahip ve hâkim kıldığı gibi, onları da yeryüzüne sahip ve hâkim kılacağını,

2. Onlar için beğenip seçtiği dini (İslam'ı) onlar için güç kaynağı yapacağını,

3. Ve (geçirdikleri) korku döneminden sonra, bunun yerine onlara güven sağlayacağım vadetti.

Çünkü onlar:

1. Bana kulluk ederler,

2. Hiçbir şeyi bana ortak tutmazlar.

Artık bundan sonra kim inkâr ederse, işte bunlar asıl büyük günahkârlardır.[20]

Bir damla sudan yaratılan insan şu hakikate bir daha inanmalıdır ki, kötüler ve kötülük sürekli olarak ayakta kalamaz. İyilik asıl, kötülük ise geçicidir. Hâkimiyet eninde sonunda iyilerin eline geçecektir. Bu iş böyle takdir edilmiştir. Kur’an’ımızın müjdesi, Sırat-ı Müstakimde yürüyen müslüman kullar için önem arzeden bir mesajdır:

“Yemin olsun ki, Zikir’den sonra Zebur’da da: ‘Yeryüzüne salih kullarım varis olacaktır' diye yazmıştık.”[21]

Bir damla su iken sonra insan olan...

Nikâh yoluyla evlenip ve müşterek bir hüviyete kavuşarak aile olan, yani İslam ailesi olan...

İçerisinde yaşamış olduğu cemiyet insanı ile aynı maksat ve niyeti taşıyarak cemaat merhalesine konaklayan...

Dağlardan, derelerde akan sular misali ırmak olup denize dökülen su gibi cemaat kimliği ile İslâm ümmetine iltihak edip ummanlaşan...

En nihayet, Allah'ın razı olduğu ve kemalleştirdiği İslam’ı, hayat tarzı kabul ederek, yeryüzüne iyiliğin hâkimiyetini sağlamada ideal otoritenin tesisi için hizmet eden Müslüman insanına “merhaba” diyerek, mesajımı bitiriyorum…

 

 


[1] Tarik Suresi, 7.

[2] Mü'minun Suresi, 13.

[3] Mü'minun Suresi, 14.

[4] Nur Suresi, 45.

[5] Furkân Suresi, 54.

[6] Tarık Suresi, 6.

[7] Tin Suresi, 4.

[8] Nahl Suresi, 51.

[9] Bakara Suresi, 30.

[10] Zariyât Suresi, 56; Bakara Suresi, 30.

[11] Tin Suresi, 6.

[12] Zuhruf Suresi, 84.

[13] Fussilet Suresi, 6.

[14] Al-i İmran Suresi, 85.

[15] En-am Suresi, 126.

[16] Haşr Suresi, 7.

[17] Mâide Suresi, 55.

[18] Enbiya Suresi, 92.

[19] Yûnus Suresi, 25.

[20] Nur Suresi, 55.

[21] Enbiya Suresi, 105.