Makaleleri

Problemleri Temelden Çözen Bir Konu

01/01/2018

 

Eşlerin kendi aralarında ve çocuklarla birlikte geçirdikleri hayatta, kul hakları dediğimiz konu, sürekli haksızlıklara uğrar. Bunun ilk adımı olan nişanlılık döneminde yapılan haksızlıklar, adeta evlilik hayatının temeline saatli bomba yerleştirmeye benzer. Niçin? Diyecek olursak, nikâhın getirdiği geçerli prensiplerin, kaidelerin, nişanlılık döneminde caiz olmamasıdır.

Aile hayatının çarkının dönmesinde hukuki ve ahlaki prensiplerin yeri büyüktür. Eşlerin birbirlerine haksızlık yapmasını önleyici vesile ise, erkeğin Kavvam, kadının ise Ganitat olarak yer almasıdır.

Aile içi kul haklarının ihlalinde dikkatimizden kaçan bir başka konu da şudur: Nikâh dediğimiz o sağlam ipin varlığının hissedilememesi. Bilinmelidir ki, nikâhın yürüyen iki ayağı vardır. Bunlardan biri akit, diğeri ise ahittir. Akit ayağı, eşlerin birbirlerine karşı vazifelerinin yerine getirilmesidir. Ahit ayağı ise erkeğin, evleneceği hanıma karşı verdiği özel teminattır. Yani, hanımının hak ve hukukunu nikâh devam ettiği müddetçe korumasıdır.

Mümtaz sahabelerden ibn Mesud (ra) der ki: "Her amele bir imam gerek." İmamdan maksat ilimdir. Yani yapılacak her meşru bir işin, amelin, vazifenin ilmini öğrenmenin önemine işaret edilmiştir. Üzülerek söylüyoruz ki evlilik hayatına adım atacak olanlarımızın çoğunluğu, evlilik müessesesinin kültürünü, mahiyetini anlamadan, kavramadan işe başlamaktadır. Tabir yerinde ise bir gecede koca ve bir gecede baba oluruz. Böyle olunca da hak-hukuk ihlallerinin olmaması mümkün değildir.

Eşlerin kendi aralarında ve çocuklarla birlikte geçirdikleri hayatta, kul hakları dediğimiz konu, sürekli haksızlıklara uğrar. Bunun ilk adımı olan nişanlılık döneminde yapılan haksızlıklar, adeta evlilik hayatının temeline saatli bomba yerleştirmeye benzer. Niçin? Diyecek olursak, nikâhın getirdiği geçerli prensiplerin, kaidelerin, nişanlılık döneminde caiz olmamasıdır. Boşanmaların her geçen gün çoğalmasının arka bahçesini iyi görmek gerekiyor.

Şimdi siz muhterem okuyucularımıza evlilik hayatında kul haklarının ihlal edilmemesini sağlayacak olan ve kademe kademe gelişecek ve eşlerin mesut olacağı bir çözüm zinciri takdim etmek istiyoruz.

Evliliğin ilk kuruluşunda ve istenmeyen, yüzü soğuk olan talak(boşanma) ile son bulmasında, rabbimizin bizzat devreye girdiğini görmekteyiz. Kuruluş merhalesinde, Rum Suresinin 21. ayeti bizlere şu mesajı vermektedir:

Zevciyet ve Sükûnet kelimelerinin, yarattı (خلق) fiili ile gelmesi, Allah'tan insana yansıyan bir tecelli olduğunu gösterir. Sevgi ve Rahmet kelimelerinin kıldı fiili (جعل) ile gelmesi ise, bu ikisinin, insanın fiiline bağlı olduğunu gösterir. Rabbimiz tarafından büyük bir ikram olarak verilen bu düzen ve intizama eşlerin bağlı kalmaları, aile hayatlarının, Allah'ın varlığını ispatlamasının bir delili olarak gösteriliyor. Yine bu önemli konunun bir başka yönü ise, evlilik hayatının temelinde hukuki prensiplerin değil, sevgi ve rahmetin olduğu gerçeğidir.

Aile hayatının çarkının dönmesinde hukuki ve ahlaki prensiplerin yeri büyüktür. Eşlerin birbirlerine haksızlık yapmasını önleyici vesile ise, erkeğin Kavvam, kadının ise Ganitat olarak yer almasıdır. Bu iki kavramı açacak olursak, karşımıza şu gerçekler çıkacaktır:

Erkeğe ait vazifeler: Kavvam sözcüğünde özetlenmiştir.

  1. Allah adına evini, hanımını, çocukları idare etmek.
  2. Ailenin tümünün terbiye, eğitim ve öğretimini üstlenmek.
  3. Helal yoldan nafakasını temin etmek.

Kadına ait vazifeler: Ganitat kavramında özetlenmiştir.

  1. Kocasına meşru konularda itaat etmesi ve bu itaatin sürekli olması.
  2. İtaat ve hizmetlerini severek, zorlanmadan, içtenlikle yapması.
  3. Evinin, beyinin malını, iffet ve namusunu koruması.

Evlilik müessesinin çarkının dönmesinden sorumlu olan anne-baba ve çocukların, dikkat edeceği bir konu daha vardır ki o da her birinin birbirleriyle dinde kardeş olduğudur. Bu durumda dinin prensiplerinin ihlal edilmesi, kul haklarının çiğnenmesi demektir.

Aile fertlerinin birbirlerinin hak ve hukukunu ihlal etmemesi, ailede danışma ve dayanışmanın var olmasına bağlıdır. Kim, ne zaman, neyi, nasıl, ne şekilde, ne ölçüde? Gibi meselelerin netliğe kavuşmaması, haksızlıklara davetiye çıkartır.

Aile içi kul haklarının ihlalinde dikkatimizden kaçan bir başka konu da şudur: Nikâh dediğimiz o sağlam ipin varlığının hissedilememesi. Bilinmelidir ki, nikâhın yürüyen iki ayağı vardır. Bunlardan biri akit, diğeri ise ahit. Akit ayağı, eşlerin birbirlerine karşı vazifelerinin yerine getirilmesidir. Ahit ayağı ise erkeğin, evleneceği hanıma karşı verdiği özel teminattır. Yani, hanımının hak ve hukukunu nikâh devam ettiği müddetçe korumasıdır.

Evlilik hayatında eşlerin olmazsa olmazlarından biri de her ikisine yakışan evlilik sanatını icra etmeleridir. Yani kadının, kadınlık sanatını, erkeğin de erkeklik sanatını devreye koymasıdır. Nedir acaba bu sanatlar? Denilirse, bunun cevabı da aşağıda belirtilmiştir:

Kadınlara ait olan, kadınlık sanatını açacak olursak, şu gerçekle karşılaşırız:

  1. Allah (cc), kadınları sevilmeye elverişli olarak yaratmıştır. Bu sebeple,
  2. Kadınların seslerini ince ve cazibeli olarak yaratmıştır. Niçin? Konuşunca, beylerine adeta hayat versinler.
  3. Kadınların tenlerini, duygusal ve yumuşak yaratmıştır. Niçin? Beyine dokununca, kocası haz duysun. Haz ne demek? Haz: Tat alma, zevklenme demektir.
  4. İpek ve altın erkeklere haram, kadınlara ise helal kılınmıştır. Niçin? Hanımlar, kocalarına genç, güzel ve cazibeli görünsünler, diye.

Hanımların, bu özelliklerinin farkına vararak, kocaları için yaptıkları fedakârlıklar, ibadet ve sadaka olarak kendilerine geri dönecektir.

Sıra erkeklerin-beylerin kullanacağı sanata geldi:

Rabbimiz, erkekleri sevmeye elverişli olarak yaratmıştır. Bunun gereği olarak:

  1. Erkekler, adaletli tavırlarıyla, hanımlarının gönüllerini fetheder. Daha sonra hükmeder.
  2. Hanımının psikolojik ihtiyaçlarından biri olan sevilme arzusu sebebiyle, beylerin eşlerine "seni seviyorum" demesi istenir.
  3. Eşlerin, paylaşma ahlak ve erdemine kavuşması için beyler, ev işlerinde hanımına yardımcı olur. Bu husus, hukuki bir görev değil, ahlaki bir güzelliktir.
  4. Hanımın yapmış olduğu iş ve hizmetlerde "kötü-çirkin, beğenmedim" sözlerini kullanmaz. Saygılı olur.
  5. Hanımını başka kadınlarla değil, bizzat kendisi ile kıyaslar.

Tüm bu bilgi ve örnekler, eşler ve aile fertleri tarafından bilinir ve şuurla yerine getirilirse, o ailenin kaldığı ev, adeta cennet bahçesine dönüşür. Cennet bahçesinde yaşayanların ise birbirlerine haksızlık yapması söz konusu olamaz.

Hz. AIi’nin(ra), şöyle bir sözü vardır. " Çocuklarınızla yedi yaşına kadar oynaşın, onlarla çocuklaşın, 15 yaşına kadar onlarla arkadaşlık edin ve daha sonra onlarla istişare edin." Bir evde anne ve babanın duyarlı olduğu, sorumluluk duyguları faal olduğu zaman, aile fertlerinin birbirlerine haksızlık etmesi, kul haklarını ihlal etmesi düşünülebilir mi?

Görülüyor ki cehaletin (bilgisizliğin)olduğu yerde her çeşit haksızlık devreye girebilir. Evlilik müessesesini döndüren şartlar ve çarklar devrede olduğu müddetçe, yüzü soğuk olan talak yani boşanma konusunun ismi dahi konuşulmaz. Her şeye rağmen boşanmayı gerekli kılan sebepler oluşursa, yine Rabbimiz tek celsede olayın bitmesini istemiyor ve evli kullarına kurtuluş formülü gösteriyor. Bu çözümü de sizlere sunarak, konumuzu burada noktalamak istiyor ve tüm ailelere mutluluklar diliyoruz.

İstenmeyen bir durum: AİLE KAVGALARI:

Rabbimiz, kadınları iki kısma ayırmaktadır:

  1. Erdemli kadınlar: Saliha-Ganitat,
  2. Serkeş kadınlar: Nüşuz eden kadınlar.

Nüşuz: Düşmanlık, husumet, nefret, kin, çatışma, kavga, karşı gelme, cinsel görevini ihmal etme, serkeşlik manalarına gelmektedir.

Evliliğin ilk dönemlerinde kocasıyla iyi geçinen, bir dediğini iki etmeyen, saygılı olan güler yüzlü kadın, zamanla bunların tersini yapmaya başlarsa, buna nüşuz denir.

Böyle bir durumla karşı karşıya gelen bir erkeğin ne yapacağını, nasıl bir yol izleyeceğini, bizzat Rabbimiz açıklamıştır. Bir nevi ilahi reçete, ilahi çözüm olan bu usule riayet eden kavgalı aileler, eski hayatlarına geri dönebilirler. Nedir bu ilahi çözüm?

  1. Başkaldıran hanımına içten gelen duygularla vaaz etmek.
  2. Yatakları ayırmak,
  3. Onları dövmek( Bu konu izaha muhtaçtır.)
  4. İki tarafın ailesinden, aile mahkemesi kurmak,
  5. Boşanmak son çare olmuşsa, adil bir şekilde ayrılmak... Nisa Suresi: 34. ayet.

Dünyadaki cennetin "Huzurlu Aile Yuvası "olduğunu hatırlatır, tüm okuyucularımıza, kardeşlerimize selam ve saygılarımızı sunar, Aile Mesajımızı, eşlerin birlikte okumalarını tavsiye ederiz.